Aile İşletmelerinin Önündeki En büyük Tehlike: Kurumsallaşamama
Aile işletmeleri, aileden bir girişimcinin başlattığı ve daha sonra çoğunlukla ailenin diğer bireylerinin de görev aldığı kurumsal yapılardır. Başka bir deyişle, akrabalık bağı olan bireylerin mal ya da hizmet üretmek için biraraya gelerek kurdukları kâr amaçlı sosyal örgütlerdir.
Aile işletmeleri, içinde bulunulan ekonomik, kültürel ve sosyal çevrenin etkisi, sahibi olduğu işletmeyi bilfiil yönetmek, kendi kendinin patronu olmak, başkalarını sevk ve idare etmek, ailenin mal varlığını, geleceğini korumak ve çocuklarına bunu miras bırakmak amacıyla kurulurlar. Bu yapılarda, aile ilişkileri yoğun olarak yer aldığı için, kararlarda aile bireyleri etkindir. Özellikle, aile büyüklerine duyulan saygı yapıların iç işleyişini etkiler.

TÜRKİYE’DEKİ ŞİRKETLERİN YÜZDE 95’İ AİLE İŞLETMESİ
Dünyada da Türkiye’de de aile işletmeleri en yaygın organizasyonlar olarak karşımıza çıkar. Dünyadaki şirketlerin yüzde 65-80’nin aile işletmesi olduğu verisi bilinmektedir. Türkiye’deki 700 bin şirketin de yüzde 95’i aile işletmesidir.
Belirli bir büyüklüğe geldiklerinde amaçlarının belirlenmesi, planlama, koordinasyon, yürütme ve denetleme gibi temel yönetim fonksiyonlarının gerektiği gibi yapılamadığı, mevcut alışkanlıkların terk edilmesindeki zorluklar, değişime direnç, yeniden yapılanma ve özellikle kurumsallaşma ihtiyacına rağmen bunu gerçekleştirmede yaşanan zorluklar aile işletmelerinin çoğunda görülmektedir.
KURUMSALLAŞAMAYAN YOK OLUR
Araştırmalar, binbir güçlüklerle kurulan aile işletmelerinin kurumsallaşamadıkları için kısa sürede yok olup gittiklerini ortaya koymaktadır.
Kurumsallaşamayan ailelerde aile içi çatışmalar bir süre sonra kendisini göstermeye başlar ve kısa sürede olumsuz etkilerini gösterir.
Dünyada aile işletmelerinin ortalama yaşam süresi 24 yıldır. Bir araştırmaya göre aile işletmelerinin yüzde 52’si birinci kuşakta, yüzde 40’ı ikinci kuşakta, yüzde 6’sı ise üçüncü kuşakta yok olup gitmektedir. Türkiye ortalamaları da bundan farklı değildir. Türkiye’de üçüncü kuşağa devreden firma sayısı yüzde 3’ün çok altındadır.
Tüm açıklamalar, “Aile işletmelerinin yok olmasını önlemek için neler yapılmadır?” sorusunu gündeme getirmektedir. Bu sorunun yanıtı, “KURUMSALLAŞMA”dır.
Aile işletmelerinin ulusal ekonomilere, sahip ve çalışanlarına katkısının sürekli olabilmesi için, kurumsal olarak yönetilmesi ve kontrol edilmesi gerekliliği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Demek ki sihirli kelime “KURUMSALLAŞMA”dır.
Kurumsallaşma, bir işletmenin kişilerden bağımsız olarak belirlenmiş amaçlar ve kurallar doğrultusunda yönetilmesi ve varlığını sürdürmesidir. Bir başka deyişle “sistem” haline gelebilmesidir.
Her sistemde olduğu gibi, sistemin parçalarının, rollerinin ve görevlerinin belirlenmiş olması ve sistemin kendi bütünlüğü içinde işleyebilmesi gerekir.
Kurumsallaşma denildiğinde karşımıza çıkan tez, “işletmenin” kurumsallaşmasıdır. Ancak aile işletmelerinde kurumsallaşma, hem “işletmenin ” hem de “aile ilişkilerinin” kurumsallaşması şeklinde iki boyutlu olarak ele alınmalıdır. Bu şekilde, zorluklarla kurulan, işletilen ve birçok insanın istihdamını sağlayan yapıların yok olması önlenmelidir.
İsmail H. Ceylan Mak.Yük.Müh. |